ÇOCUK HASTALIKLARI VE UZMANINDAN ÖNERİLER

Anne-babaları çocuklarının hastalanması kadar üzüp yıpratan bir şey yok. Onların hasta olmasıyla tüm tadımız kaçıyor. Çocuğunuz yorgan döşek yatıyorken kaçınız keyifle maç izliyor ya da müptelası olduğunuz diziyi seyretmeye devam ediyorsunuz? O küçük bedenler ateşlenip yatağa düştüklerinde, ağır bir grip geçirdiklerinde ya da kabızlık çektiklerinde dünyanın en büyük sorunuyla karşı karşıya gibi hissetmiyor musunuz? Ya da iki büklüm karınlarını tutup sancı çekerlerken bir şey yapamamak üzmüyor mu? “A’dan Z’ye Çocuk Sağlığı” yazı dizisini çocuklarımızın sağlığına dikkat çekmek için hazırladık. Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, Prof. Dr. Mustafa Bakır ve Prof. Dr.Volkan Tuzcu gibi alanlarının önemli isimleri değerli bilgiler paylaştılar. Unutmayalım ki çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmek hepimiz için en büyük görev…

 

Sağlığın temeli anne karnında atıldığı için bu sorumluluğun anne-baba adayı olunduğu andan itibaren özenle yerine getirilmesi gerekiyor. Anne-babadan alınan genler çocuğun hem yaşam kalitesini hem de yaşam süresini belirliyor. Ancak kaderimizi sadece genler belirlemiyor. Bebek doğduğu andan itibaren çevresel faktörler ve yapılan yanlışlar da hastalıklara davetiye çıkarıyor. Örneğin obez bireylerin yüzde 30–50’sinin çocukluk döneminde de obez olması bu gerçeğin göstergesi. Bu nedenle özenle yetiştirilen küçüklerin yetişkinlikte sağlıklı bireyler olacağı öngörüsü kadar bunun tersi de geçerli.

ALERJİK HASTALIKLARDAKİ ARTIŞA DİKKAT

Çocukluk çağı, Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre 0-17 yaşı kapsıyor ve kendi içinde çeşitli dönemlere ayrılıyor.Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Gastroenteroloji Karaciğer ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “Yenidoğan ve erken bebeklik döneminde en sık rastlanan sağlık sorunları arasında; doğum travmaları, doğumsal anomaliler, prematür (37 haftadan önce) doğuma bağlı solunum ve beslenme bozuklukları ileenfeksiyonlar bulunur” diyor. İşte çarpıcı ve can yakan bir bilgi: Başta Afrika kıtası olmak üzere yoksul ülke ve toplumlarda her 1000 yenidoğandan 150-300’ü henüz 1 yaşına gelmeden kaybediliyor. Avrupa ve Türkiye, Afrika’yla karşılaştırıldığında çok daha iyi durumda olsa da bu konuda ülke olarak alacağımız çok yol bulunuyor. İstatistiklere göre Türkiye’de her 1000 canlı doğumdan 15–45’i kaybediliyor. Daha büyük bebek ve çocuklarda ise ağırlıklı olarak solunum yolu enfeksiyonları ve ishallerle karşılaşılıyor. Günümüzde alerjik hastalıklar da gösterdiği hızlı artışla dikkat çekiyor.

ANNE SÜTÜ YOKLUĞU İSHALLİ HASTALIK RİSKİNİ ARTIRIYOR

Yoksul bebeklerde anne sütünün yokluğu yaşamın sonlanması anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre anne sütü alamayan çocuklar arasında ishalli hastalıkların görülme oranı 5 kat artarken ölüm olasılığı 25 kata kadar çıkıyor. Fakir toplumlarda ise sıklıkla “paraziter” hastalıklar görülüyor. Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “Çocukların bağırsaklarında çok sayıda parazit bulunur. Ancak ne ilginçtir ki bağırsak paraziti ve enfeksiyonlarla boğuşan Afrikalı çocuklarda, hijyenik koşullarda yaşayan Batılı çocukların aksine alerjik hastalıklar nadir görülür” diyor.

 

KÖTÜ BESLENEN ÇOCUĞUN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ TEMBEL

Yoksulluk ve savaş, annelerin çocuklarını iyi besleyememelerinin en önemli nedenleri arasında görülüyor. Bu durum kalitesiz ve yetersiz beslenme kaynaklı hastalıklara davetiye çıkarıyor. Bağışıklık sisteminin tembelleşmesine neden olan “malnutrisyon” ya da kötü beslenme sonucu çeşitli besin elemanlarının eksiklikleri bu dönemlerde görülüyor. Bu çocuklarda en çok demir, çinko, selenyum ve vitaminlerin yetersizliğine bağlı sağlık sorunları gelişiyor. Örneğin D vitamini yetersizliği kemik zayıflığına (raşitizm) yol açarken, bağışıklığın çökmesi başta zatürree ve bronşit olmak üzere ağır hastalıkların oluşumuna davetiye çıkarabiliyor.

ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİNİ ANLATAMADIK

Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “Yeni doğan bebeğin en çok anneye ve onun sütüne gereksinimi var. Ancak ne kadar uğraşırsak uğraşalım anne sütü ile beslenme süresini uzatmakta yeterli başarıyı yakalayamadık. Anne ve büyükanneler bebeğin ilk haftalarında yabancı besinleri yedirme konusunda çok ısrarcılar. Oysa bir bebek 6 aylık olana kadar sadece anne sütü ile beslenmeli ve ek besinler hekim denetiminde verilmeli” diyor. Günümüzde abur cubur besinleri ve hazır ürünleri tüketmeyen çocuk olmadığını söyleyen Pehlivanoğlu’na göre sağlık kurumlarında çocukları kandırmak ve mutlu etmek adına onlar için ‘zehir’ olan boyalı şekerler kullanılıyor. Birçok enfeksiyon hastalığı virüslere bağlı olduğu halde inatla antibiyotik kullanan bir toplum olmamız ise başka bir yanlışımız. Oysa bu ilaçlar bu sorunların giderilmesinde etkili değil.

SORUN OLMAKTAN ÇIKAN HASTALIKLAR

-Günümüzde aşı ile korunulan çocukluk çağı hastalıkları birçok ülkede görülmüyor. Örneğin çiçek hastalığının artık tıp eğitiminde bile yer almadığı belirtiliyor.

-Türkiye’ye göçmenlerle gelen kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve benzeri hastalıkların görülme sıklığı gün geçtikçe azalıyor.

-Türkiye kronikleştiğinde çok zor tedavi edilebilen Hepatit B mikrobunu yenmeyi başarmış durumda. Hepatit A enfeksiyonu geçiren birey sayısı gün geçtikçe azalırken kolera, tifo ve sıtma gibi salgınlar ülkemizde sorun olmaktan çıkmış durumda. Avrupa kıtasında çocuk felci hastalığının da tarihe karıştığına dikkat çekiliyor

ÇOCUĞUNUZ ATEŞ İÇİNDE KIVRANIYORSA

Üzerini örtmeyin – Ateş su ile söndürülür! Bu sorunda çocuğu serin tutmak, ılık banyo yaptırmak, bol su içirmek en etkili yöntemlerdendir.

*Baş ağrısı ve kusma ile beraber meydana gelen ateş “acil durum” habercisi olduğu için ihmal etmeyin.

*Dalgınlık, kol ve bacaklarda istemsiz hareketler ve gözlerde kaymanın ateşe bağlı havale belirtileri arasında olduğunu unutmayın.

*Küçük bebeklerde ateşin susuzluk anlamına gelebileceğini hatırlayın – İdrar renginde koyulaşma, miktarında azalma, dudak kuruluğu ve gözyaşı azalması bebeğin yaşamsal işlevlerinde bozulma olduğunu düşündürür.

*Nedeni belli olmayan ateşin ileri araştırma gerektirdiğini bilin.

KÜÇÜKLERİ HASTA EDEN NEDENLER

-Virüsler ve kirli hava: Üst solunum yolu enfeksiyonları, nezle, soğuk algınlığı, grip, ortakulak iltihabı

-Kirli su ve besinler: Bağırsak enfeksiyonları, gastroenterit, besin zehirlenmesi

-Kalitesiz besinler ve kimyasallar: İshal, sindirim sorunları, kabızlık, karın ağrısı, sindirim sistemi reflüsü

-Virüs ve bakteriler: Zatürree ve bronşit

-Gıdaların içerdiği alerji yapıcı maddeler: Alerjik hastalıklar, egzama, astım, besin alerjileri (özellikle inek sütü ve diğer gıdalara bağlı) bağırsak kanaması, sümüklü (mukuslu) dışkılama, büyüme geriliği, zayıflık

-Yanlış beslenme ve hareket azlığı: Şişmanlık

-Yetersiz/kalitesiz beslenme: Zayıflık, bağışıklık yetersizliği

-Sindirim sistemi hastalıkları (ülser, gastrit, parazitler, reflü): İştahsızlık

-Yetersiz ve yanlış beslenme, hormon bozukluğu (endokrin hastalıklar), kalın ve ince bağırsak hastalıkları: Kabızlık

-Kabızlık ve idrar yolunda anormallikler, mikroplar: İdrar yolu enfeksiyonları

-Okul ve sosyal yaşamdan kaynaklanan stres, psikolojik sorunlar

-Helikobakter Pilori mikrobu: Gastrit, ülser, karın ağrısı ve kansızlık

HANGİ DÖNEMDE HANGİ SAĞLIK SORUNLARI ARTAR?

-YENİDOĞAN VE ERKEN BEBEKLİK: Doğum travmaları, anomaliler, enfeksiyonlar

-BEBEK VE KÜÇÜK ÇOCUKLAR: Beslenme sorunları, iştahsızlık, kabızlık, karın ağrısı, solunum yolu enfeksiyonları, besin alerjileri

-OKUL ÇOCUKLARI VE GENÇLER: Beslenme sorunları, sindirim sorunları, üst solunum yolu enfeksiyonları

ATEŞLİ ÇOCUĞA HEMEN İLAÇ VERMEYİN

Vücut sıcaklığının normalin üstüne çıkmasına (37.5 derecenin üstü) “ateş” deniyor. Bu sorun en çok enfeksiyonlardan kaynaklanıyor. Her ateşin tehlikeli görülmemesi gerekiyor. Genellikle 39 dereceden yüksek ve 24 saatten uzun süren ateşte çocuğun doktora götürülmesi öneriliyor. Ateşe eşlik eden öksürük, aksırık ve nezle belirtilerinin varlığı viral kökenli solunum yolu enfeksiyonuna işaret ediyor. Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu’na göre “paracetamol” ve “ibuprofen” grubu ilaçların ancak 38-39 derece ateşten sonra kullanılması gerekiyor.

HAFİF SEYİRLİ KABAKULAK

Çocuklar okul döneminde birbirlerine çeşitli mikroplar bulaştırıyor. Kızamık ve kabakulak gibi virütik hastalıkları erken çocukluk döneminde geçirmek seyirlerinin daha hafif olmasına ve daha az komplikasyon oluşmasına neden oluyor.

 

  • Yuvabul.com 2016. Tüm hakları saklıdır.
İletişim