EYVAH! KARDEŞ GELİYOR...
Kıskançlık, çoğu zaman, bireyin hayatında karmaşık ruhsal yaşantılara neden olan bir duygudur. Yaşamın her döneminde görülebildiği gibi, en sık çocukluk döneminde yoğun yaşandığı bilinmektedir. Bu duyguyla ilk tanışma, ortalama iki yaş civarına denk gelmektedir.
Günümüzde özellikle, küçük yaş çocuklarında yeni doğmuş kardeşe karşı yaşanılan kıskançlık duygusu ve beraberinde getirdiği olumsuz tutum ve davranışlar, okul öncesi dönemde sıklıkla karşılaştığımız bir tablodur.
Kardeş kıskançlığı, yeni doğan bebeğin aileye katılmasıyla gelişen doğal ve beklenen bir sonuçtur. Kıskançlığın en büyük nedeni ise; çocuğun en değerli varlığı olan anne ve babasını, aileye katılan yeni doğan kardeşiyle paylaşacağı fikrinden son derece rahatsızlık duymasındandır. Bu süreç, çoğunlukla, ebeveynler tarafından bir sorun olarak algılanmakta ve endişe duymalarına sebep olmaktadır. Burada önemli olan, yaşanılan kıskançlığın ne boyutta olduğu ve çocuğun bu duyguyla ne şekilde başa çıkabildiği noktasıdır.
Erken dönem gelişim süreci içerisinde, olumlu ve olumsuz pek çok duyguyu yaşayan çocuğun, kıskançlık duygusuyla başa çıkmaya çalışırken bir takım farklı davranışlar sergilemesi olasıdır.
Örneğin;
-Bu zamana kadar okuluna severek giden bir çocuk, okula gitmeyi reddedebilir ya da okulda bazı davranış bozuklukları sergileyebilir.
-Kendi başına yapabildiği bir çok aktiviteyi gerçekleştirmek istemeyebilir. Sürekli olarak ebeveynlerinden yardım isteme eğiliminde olabilir.
-Geçirmiş olduğu erken gelişim dönemlerine özgü bebeksi davranışlar sergileyebilir, parmak emme, altını kirletme, tırnak yeme ve ağlama krizleri gibi regresif davranış örüntüleri ortaya koyabilir.
-Duyduğu öfkeyi; başka kişilere, eşyalara ve özellikle kardeşine zarar verme (Cimcikleme, vurma, ısırma, düşürme vb.) eğilimiyle dışa vurabilir.
-Gerçekte sağlık sorunu olmamasına karşın, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi fiziksel yakınmalar ortaya koyabilir.
-Anne ve babasının kendisini sevdiğinden emin olabilmek için, sık sık ne kadar sevildiği ile ilgili sorular sorabilir ve kendisiyle kardeşi arasında kıyaslamalar yapabilir.
-Kimi zaman ilginin tamamen kardeşine kaydığını düşünür ve anne babasının onu artık sevmediği hissine kapılarak, içine kapanabilir. Bu dikkatli olunması gereken bir husustur. İlerlediği takdirde, depresyon baş gösterebilir.
-Bazı çocuklar ise; kardeşlerine karşı duydukları kıskançlığı direk olarak dile getirebilir. "Keşke hiç doğmasaydı", "Kardeşimden nefret ediyorum", "O yokken daha mutluyduk", "Beni değil, artık onu seviyorsunuz" gibi cümleleri sık sık telaffuz edebilir.
Bu durumun aile içerisinde ve çocuğun hayatında bir krize dönüşmemesi için, tabii ki, ebeveynlere bazı önemli sorumluluklar düşmektedir. Bunun için özellikle, ikinci bir bebeğe sahip olmaya karar veren ebeveynlerin, yeni kardeşin aileye katılmasıyla birlikte, ilk çocuklarına nasıl davranacakları hakkında bilgi edinmeleri ve olası bir kriz döneminde bir uzman desteği alarak soruna çözüm arama girişimleri, sürece katkı sağlayacaktır.
Peki, ebeveyn olarak kardeş kıskançlığını önlemek için neler yapılabilir?
Öncelikle, anne hamile olduğunu ve yakın bir zamanda aileye yeni bir kardeşin geleceğini çocukla paylaşmalıdır.
Çocuğa, yeni gelecek kardeş için evde bazı düzenlemeler yapılması gerektiği; ancak evdeki düzen değişse de, anne babanın çocuğa olan sevgisinin hiçbir zaman değişmeyeceği anlatılmalıdır.
Anne, doğum ve sonrasında bebeğin bakımıyla daha fazla meşgul olacağından, banyo yapmak, yemek yemek, parka gitmek gibi çocuğun günlük rutin aktivitelerinde ona eşlik etmek üzere, baba ya da sevdiği bir aile yakını bu görevi üstlenmelidir.
Bebek için seçilen eşyalarda ve konulması düşünülen isimlerde çocuğun fikri alınarak, düşüncelerinin önemsendiği ona hissettirilmelidir.
Çocuk istekli ise; kardeşiyle ilgili yapılacak olan işlerde, annesine yardımcı olmak için yönlendirilebilir. Yaptığı yardımlar abartılmadan takdir edilmelidir. Yapmaya istekli değil ise; zorlanmamalı ve çocuğun üzerinde baskı oluşturulmamalıdır.
Doğumdan sonraki süreçte, bebeğin daha çok küçük olduğu, henüz kendi gereksinimlerini karşılayamadığı ve bakıma muhtaç olduğu için yakındandan ilgilenilmesi gerektiği çocuğa anlatılmalıdır.
Ailece, çocuğun ilk doğduğu zamanlara dair olan albümlere bakılarak, onunda kardeşi gibi aynı evrelerden geçtiği, ne kadar istenen ve beklenen bir bebek olduğu ve herkes tarafından çok sevildiği özenle anlatılmalıdır.
"Artık sen abla / ağabey oldun", "O senin kardeşin, sen büyüksün" gibi etiketleyici cümleler telaffuz etmekten kaçınılmalı, onun bir çocuk olduğu unutulmamalıdır.
Yeni doğan kardeşe abartılı sevgi gösterisinden ve övgü dolu sözler sarf etmekten kaçınılmalı, çocukla kardeşi arasında kıyaslama yapılmamalıdır.
Kardeşler arasında kıskançlık olduğu belirgin şekilde gözlendiğinde, onları uzaklaştırmaktan kaçınılmalı; aksine birbirilerine yakınlaşabilecekleri koşullar yaratılmalıdır.
Ve en önemlisi; çocuğa kardeşini kabullenmesi için zaman tanınmalı ve bu konuda ısrarcı olmadan, hoşgörüyle yaklaşılmalıdır.
Bazen tüm önlemlere rağmen, bu durum, çocuğun ruhsal yaşantısında ve aile içerisinde büyük bir krize neden olabilir. Çocukta daha önceden gözlenmeyen, iştah değişiklikleri, içe kapanma, mutsuz duygudurum, sosyal iletişimsizlik, erken gelişim dönemlerine özgü bebeksi davranışlar, parmak emme, tırnak yeme, alt ıslatma gibi regresif davranışlar ve aşırı tepkisellik, öfke patlamaları, ağlama krizleri gibi çocukluk dönemi depresyonunu düşündüren çok ciddi davranış problemleri ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda ise; geç kalınmadan mutlaka bir uzman desteğine başvurmak, çocuk ve aile açısından son derece yararlı olacaktır.
 
                                                                                                                          Uzm.Kln.Psk.Gülçin BİLİM ŞENEL
SELF-PSK EĞİTİM-PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK
 
  • Yuvabul.com 2016. Tüm hakları saklıdır.
İletişim