Kardeş Kıskançlığı
İkinci bir bebek, aileye yeni bir heyecan, yeni bir renk, yeni bir koku, yeni bir enerji…. Çoğu zaman biz anne babalar ilk çocuğumuzun kardeşi olsun, yalnız kalmasın gibi iyimser hayallerle bir kardeşi olsun isterken; işler gerçekleşmeye başladıkça gerçekliğin bu kadar da kolay olmadığını görürüz. 
 
Aile içi dinamikler hızla değişmektedir… Hamilelik süreci boyunca aileye yeni bir bebek katılacağı düşüncesine alıştırılan çocuk için ilk tanışma anı çok önemlidir. Eğer ilk çocuğun çevresini ve olayları sorgulama yaşı geldiyse; kafasında bir çok soru vardır. Kardeşim nasıl biri? Kime benziyor? Nasıl sesler çıkartacak? Benim hayatımda ne gibi değişiklikler yaratacak? Annem benimle daha az mı ilgilenecek? Annemle babam onu benden daha fazla mı sevecek….. 
 
Hastane bavulu hazır mı, gecelik? Şekerler tamam. Kapı süsümüz de olsa mı acaba? Kimlere haber verilecek, hastaneye nasıl gidilecek, bebek sağlıklı mı, en son doktor randevumuz ne zaman, hastane parasını ayarladık mı, sigortada aksilik çıkmasın, sütüm olacak mı, geçen seferki doğum gibi mi olacak, kasılmalar mı başladı….aaaa bebek geliyorrr…. Bunlar da ebeveynlerin süreç yaklaştıkça üzerinde durduğu sorulardan bazılarıdır. 
 
Esasında tüm bu sorulardan daha öncelikli bir konu vardır. Kardeşlerin ilk tanışması. Bu önemli anın etkileri iki kardeş arasındaki ilişkilerin şekillenmesini sağlayacaktır. İlk çocuğun hastaneye gelmesi önemlidir. Annem, babam gitti, yeni bebek için gittiler, ben evde yalnız kaldım! Düşüncesine kapılmamalıdır. İsterseniz evde bütün arkadaşlarını toplayın, büyük bir parti verin… ama bir işe yaramaz, yine de merakını gidermez… onlar gittiler, orada (hastanede) bir şeyler yapıyorlar ve ben buradayım, uzakta. Terk edildim! 
 
Bana kardeş getirmeye gitmişler, istemem! Şimdi onunla baş başalar, beni unuttunuz bile!.... Her çocuk kendini bu şekilde ifade etmese bile, çok ciddi bir durum olmadıkça onu arkada bırakmak, kardeş kıskançlığı ligine 1-0 mağlup başlamanıza sebebiyet verebilir. Bırakın odayı keşfetsin. 
 
Doğumdan sonra ilk çocuk odaya girdiğinde odada bebeğin olmaması için hemşire ile önceden konuşabilirsiniz. Beş dakikalığına bebeğiniz odadan çıktığında; ilk göz ağrınız odaya girsin ve odayı keşfetsin. Sorular sorsun, ebeveynler ya da odadaki diğer akrabalar yanıtlasın. Önemli olan annesini yalnız görsün. Düşünün… odaya girdi, zaten merak ediyor, bir de bakıyor annesi yatakta, kucağında da bebek! Ama ben anneme sarılmak istiyordum! Bu kısa şoku yaratmak yerine adım adım ilerlemek daha rahatlatıcıdır. 
 
Odayı keşfettikten sonra, tercihen baba ile birlikte beraber kardeş almaya gidebilirler. İlk bakış, ilk dokunuş. Hamileyken bebeğin nasıl besleneceğine dair verdiğiniz bilgilerin ışığında, “Kardeşim doğdu. Onun da karnı acıkmıştır, hadi gel onu annenle tanıştıralım mı?” benzeri bir hazırlık ile bebek odasından kardeşini annesine götürmeye yardımcı olan küçük abla/abi; eğer hazır değilse yok tanışmayalım gibi bir tepki ile sizin planlarınızı alt –üst edebilir. 
 
Esasında anlatmak istediği oldukça net: “BEN hazır değilim”. Konuşun, anlatın ve onu rahatlatın… İhtiyacı olan sizsiniz, sizin ilginiz, sevginiz, paylaşımınız. İlk gördüğü anda, biraz sessizce bu anın keyfini çıkarttıktan sonra duygularını paylaşması için ona çeşitli sorular sorabilir, isterse nazikçe eline dokunabileceğini anlatabilirsiniz. Bebeği getirirken, size ya da hemşireye hastanedeki bebek yatağını itmenize yardımcı bile olabilir. Bir ucundan siz, bir ucundan o itiyor… Ve işte odaya geldik. Artık bebeğin anneye teslim edilmesi ve bu sırada anne ile bebeğin arasındaki sevginin gözlemlenmesi kısmı…. “Sen de öteki yanımda oturmak ister misin?” --- Seni unutmadım, hadi sen de katıl, sen dışlanmadın, hala benim için çok önemlisin mesajını ileten sihirli bir cümledir… İletişim işte böyle güçlü bir kaynaktır… 
 
Kardeşler arası bağ ilk bakışla, ilk dokunuşla, ilk etkileşimle, ilk iletişimle başlar… ve güçlenerek devam eder... ama hangi yönde güçleneceği sizin tutumunuza bağlıdır.
  • Yuvabul.com 2016. Tüm hakları saklıdır.
İletişim